İzledim: Sabah Yıldızı

Sabah Yıldızı, Sabahattin Ali’nin hayatını anlatan bir belgesel. Belgeselin gösterim haberini ilk defa rastlantı sonucu Kadıköy, Barış Manço Kültür Merkezi sitesinde görmüştüm. Daha sonra içeriğini internetten biraz araştırdım ve 18 Ocak gösterimine gitmeye karar verdim.

Gösterim saatinde, salonda yaklaşık 15 kişiydik. Aynı salonda daha önce Nefret belgeselini izlemiştim. O etkinliğe de katılım malesef bunda olduğu gibi oldukça azdı. Gösterimden önce belgeselin yönetmeni Metin Avdaç salona gelerek, çıkışta ufak bir söyleşi yapılabileceğini söyledi.

Belgeselde Sabahattin Ali’nin doğumundan, ölümüne kadar yaşananlar kronolojik bir sıra ile anlatılıyor. Belgesel için Sabahattin Ali’nin doğduğu topraklardan, öldürüldüğü topraklara kadar çok fazla yere gidilmiş. Buralarda Sabahattin Ali’nin hayatına tanıklık edenler ve onların yakınları ile röportajlar yapılmış. Sabahattin Ali’nin öğretmenlik yaptığı yıllardan, hapishaneye düştüğü zamanlara, Aziz Nesin ile yaptıkları dergi çalışmalarına kadar hiçbir olay atlanmadan, tanıklı ve belgeli olarak sunulmuş. Belgeselin en büyük tanığı ve bilgi kaynağı ise Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali.

sabah-yildizi

Yaklaşık iki saat süren belgesel gösteriminden sonra yönetmen Metin Avdaç salona gelerek izleyicilerden sorular aldı. Bu soruların yanında belgeselin çekin sürecinde yaşadıklarından ve diğer projelerinden de bahsederek yaklaşık 15-20 dakikalık bir söyleşi gerçekleştirdi. Belgeselin DVD olarak satışı olup olmadığını gösterime gitmeden önce ben de merak edip araştırmış, fakat bulamamıştım. İzleyicilerden gelen bir soru üstüne Metin Avdaç DVD satışı için planlar yaptıklarını fakat maliyetli bir süreç olduğundan dolayı planlarının uzadığını, tahmini olarak önümüzdeki yaz aylarından belgeselin DVD olarak da temin edilebileceğini söyledi.

Belgesel aralıklarla Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gösteriliyor. İzlemek isteyenler kültür merkezinin web sitesini takip edebilirler.

 

İzledim: Nefret

nefret

Nefret belgeselinin, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki gösterimini izleme fırsatı buldum. Aslında belgeselden haberdar olmam rastlantı ile oldu. Yeni tiyatro sezonun başlamasına az kaldığı için Barış Manço Kültür Merkezi’ndeki ileri tarihli tiyatro etkinliklerine göz gezdiriyordum. Tesadüfen gördüm belgeselin tanıtımını, internetten hakkında birkaç şey okuyup, fragmanını da izleyince gösterime gitmeye karar verdim.

Gösterim saati geldiğinde kültür merkezindeki salonda yaklaşık 40 kişi civarıydık izleyici olarak. Gösterimden hemen önce belgeselin yönetmenleri Esra Açıkgöz ve Hakan Alp geldiler ve gösterimden sonra talep olursa izleyiciler ile söyleşi yapabileceklerini söylediler.

Belgeselde nefret suçlarına maruz kalmış 10 kişi ve yakınları ile yapılan röportajlar yer alıyor. Nedenleri ise çok da yabancı olmadığımız şekilde, inançları, inançsızlıkları, etnik kökenleri, dış görünüşleri, yaşayışları, cinsel tercihleri olarak uzayıp gidiyor. Belgeselde Şafak Pavey, Dilşat Aktaş gibi tanıdık yüzler de yer alıyor.

Yaklaşık bir saat süren belgeselden sonunda yönetmenler söyleşi için tekrar salona geldi ama hepimizin az çok haberdar olduğu konularda yaşananlar, detaylı olarak birinci ağızlardan dinlenince kimsede soru soracak moral kalmamıştı. Belgeselin yapım süreci ile ilgili birkaç soru soruldu. Onları da söyleşi sırasında gazeteci olduğunu öğrendiğimiz Esra Açıkgöz ve akademisyen olduğunu öğrendiğimiz Hakan Alp gayet anlaşılır bir dille yanıtladılar.

Belgesel, “nefret suçları üzerine Türkiye’nin en kapsamlı belgeseli” sloganı ile gösteriliyor. Özellikle belgeseli izledikten ve etkisinde kaldıktan sonra bu söyleme katılmamak elde değil. Nefret belgeselinin gösterimleri farklı yerlerde yapılmaya devam ediyor. Nefret belgeseli Facebook sayfası üzerinden güncel gösterim yer ve tarihleri takip edilebilir.

İzledim: Menekşeden Önce

Menekşe’den Önce, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, Madımak Oteli’nde yaşanan ve 37 kişinin ölümü ile sonuçlanan acı olayın günümüzde yaşayan tanıkları ile hazırlanan bir belgesel. Yönetmenliğini gazeteci Soner Yalçın’ın üstlendiği belgeselin çalışmaları Soner Yalçın’ın OdaTV davasından cezaevine girmesinden önce başlamış, daha sonra Soner Yalçın’ın arkadaşları tarafından tamamlanmış. Belgesel sinema salonlarında gösterime girdiği zaman birçok defa izlemek istemiştim fakat hem çok az salonda gösterilmesi hem de gösterimde çok az bir süre kalması nedeni ile bir türlü izleyememiştim. DVD’sinin de satışa çıktığını görünce ilk iş alıp, izledim.

menekseden-once

Madımak Oteli’nde Koray ve Menekşe isimli iki çocuğunu kaybeden Hüsne Kaya’nın acısını hafifletebilmek için tekrar bir çocuk dünyaya getirmesi ve Menekşe ismini vermesi ile Menekşe’den Önce’nin de hikayesi başlamış oluyor. Menekşe büyüdükten sonra Madımak Oteli’nden sağ olarak çıkan öğretmen, yazar Lütfiye Aydın’ın, Gri Gül isimli kitabı ile o dönemi araştırmaya başlıyor. Daha sonra olaydan sağ olarak kurtulan diğer kişilerin yanına giderek yaşananları birinci ağızlardan dinleyip hem kendisi öğreniyor hem de bizler için o gün yaşanan felaketi tekrar gözler önüne seriyor.

Aradan yıllar geçmesine rağmen olaydan sağ olarak kurtulanların o gün yaşananları anlatırken nasıl zorladıklarını, acılarının hala ilk günkü kadar yoğun olduğunu görmek mahkemelerden çıkan zaman aşımı kararlarının yalnızca kağıt üzerinde olduğunu, yüreklerdeki acının hiçbir zaman hafiflemeyeceğini görmeye yetiyor da artıyor bile. Menekşe’den Önce’nin Sivas’ı unutmamak için herkesin izlemesi gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum. En azından belki bu şekilde orada tarifsiz acılar yaşayan insanların acılarını hafifletemesek de ortak olmuş oluruz.

İzledim: Toprağın Çocukları

Köy enstitülerini konu alan Toprağın Çocukları filmini yeni izleme fırsatım oldu. İzlemeden önce film belgesel formatında mı olacak yoksa bir kurgu ile beraber farklı konular mı ele alınacak diye merak ediyordum. Hemen söyleyeyim özellikle belgesel izlemekten hoşlanmayanlar için film dönemin şartlarını çok yalın bir dille, detaylı tarih bilgileri ile izleyiciyi sıkmadan anlatıyor.

Film oyuncu kadrosu açısından oldukça zengin. Başta İsmail Hakkı Tonguç rolünde Bahtiyar Engin, enstitünün müdürü rolünde Erkan Can, enstitü çalışanı rolünde Şebnem Sönmez yer alıyor. Suzan KardeşMüge Boz ve Türkü Turan da filmde dikkat çeken oyunculardan. Film boyunca gözüm Hasan Ali Yücel rolünü aradı. Hatta film afişini ilk gördüğümde oyuncu yerleşiminden dolayı Hasan Ali Yücel rolünü Erkan Can’ın oynadığı düşünmüştüm ama maalesef filmde Hasan Ali Yücel işlenmemiş.

topragin-cocuklari-afis

Filmi özellikle benim gibi genç yaş grubunun izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Köylerde kültür ve sanat içerisinde öğrenci ve öğretmen yetiştirirken bir yandan da ülkenin gelişmesi için sistematik olarak çalışan, bize ait bir eğitim sisteminin nasıl gerici sözde nedenler ile yıkılmaya zorlandığını film tekrar gözler önüne seriyor. Projenin ilk yıllarında dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün köy enstitülerini cumhuriyet eserleri içerisinde en kıymetli çalışma olarak gördüğünü, köy enstitülerini ve öğrencilerini ömrünün sonuna kadar takip edeceğini söylemesine rağmen toplum baskıları nedeni ile köy enstitülerine sahip çıkılmaması bugün bile cumhuriyet tarihinin bir yanlışı olarak görülüyor.

Köy enstitülerinin unutulmaması açısından yapılan sayılı çalışmalardan birisi olan Toprağın Çocukları filmi o dönemin şartları ve köy enstitülerinin işleyişi konusunda fikir sahibi olmak isteyenler için güzel bir kaynak olabilir. Ayrıca filmin DVD’sinde günümüzde yaşayan köy enstitüleri öğrencileri, öğretmenleri ve filmin oyuncuları ile yapılmış yarım saatlik bir röportaj da bulunuyor.

Daha önce bu konu ile ilgili birkaç belgesel izlemiştim. Aralarında en beğendiğim ise Can Dündar’ın hazırladığı belgesel oldu. Dönem hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler o belgeseli de izleyebilir.

Tiyatro Günlüğü

Düzenli olarak tiyatro izlemeye başladıktan sonra açtım tiyatro günlüğü blogunu. Tiyatro günlüğünde izlediğim oyunlar hakkında aklımda kalanları yazmaya çalışıyorum.

tiyatrogunlugu2

Ekseriyetle günlüğe oyunları izlediğim günlerin akşamı sıcağı sıcağına yazıyorum. Çünkü birkaç defa yazmayı ertelediğimde bahsetmek istediğim konuları eksik hatırladığımı farkettim. Çoğu zaman tiyatro salonundan çıkıp eve gidene kadar yazacağım yazının bölümlerini ve bahsedeceklerimi kafamda oturtmuş oluyorum. Eve gittikten sonra da geriye kafamdakileri yazmak kalıyor.

Oyunlar hakkında yazdıklarım tamamen amatörce, izleyici gözünden oluyor. Tiyatro günlüğündeki amacım hem kendime oyunlar ile ilgili notlar almak hem de olur da bir oyun ile ilgili fikir sahibi olmak isteyen olursa onlara sözlük girdilerinden biraz daha detaylı bilgi verebilmek. Bunu tabii ki sözlükleri yermek için söylemiyorum. Ben de oyunlara bilet alırken çoğu zaman, kararımı bilet alıp-almamak konusunda etkilemeyecek olsa da oyunlar hakkında fikir sahibi olmak için sözlükleri geziyorum. Bunu da benim gibi çaylak tiyatro izleyicilerine önerebilirim. Sonuçta bir oyunu beğenmek veya beğenmemek göreceli bir durum olsa da sahnede ne izleneceği konusunda fikir sahibi olmak izleyicinin avantajına bir durum. Özellikle tarihi oyunlarda oyunu izlemeden önce o dönemin kültürü hakkında bilgi sahibi olmak, oyunda anlatılmak istenenleri net bir şekilde anlayarak izlemeyi ve daha fazla keyif almayı sağlıyor.

Tiyatro oyunları hakkında tiyatro günlüğüne yazmaya devam edeceğim. Oyunlar dışında genel tiyatro ile ilgili yazılar için ise yine burayı kullanacağım. Şimdilik bu kadar.

 

Yeni Başlangıç

Daha önce defalarca hem kendi domainim üzerinden hem de ücretsiz blog sağlayıcıları üzerinden bloglar açtım. Hiçbirinde de istediğim gibi, içime sinen yazılar yazamadığım için uzun ömürlü olmadılar. En son yine kendim domainim üzerinden açtığım blogda genellikle Linux üzerine ufak tefek yazılar yazıyor ve bunları da RSS ile linux.org.tr’deki Linux Gezegeni’ne gönderiyordum.

Linux ile ilgili yazdığım ufak tefek yazıları aratıp, farklı kaynaklardan ulaşılabilir olduğunu görünce eski blogumun dosyalarını tamamen sildim. Kullandığım WordPress blog yönetim sisteminin sürümünün de oldukça eski bir tarihte kaldığını görünce veritabanını da silip yeni bir başlangıç yaparak bu blogu kurdum. Bu sefer bloga biraz daha özen gösterip, daha fazla kişisel konularda yazmak niyetindeyim.

Umarım istediğim gibi olur. Şimdilik bu kadar.